Çatalhöyük Müzesi, Ulaşım ve Ayrıntılı Bilgi

“Çatalhöyük, Orta Anadolu‘da, günümüzden 9 bin yıl önce yerleşim yeri olmuş[3], çok geniş bir Neolitik Çağ ve Kalkolitik Çağ yerleşim yeridir.” Diyor Vikipedia bu yerleşim yeri için. Konya denince çok da akla gelen yerlerden biri olduğu söylenemez belki evet, çok bilinmediğinden midir çok anlatılamadığından mıdır.

9bin yıl deniyor tarihi için. Dile kolay tam 9bin yıl. Diğer Neolitik zaman yerlerinden ayrılan özelliği ise, kentleşme olmasıymış. Yerleşkede 8bin kişinin yaşamış olduğu kabul ediliyor. Dünyanın en eski yerleşim yerlerinden biri elbette ve UNESCO tarafından Dünya Miras Listesi’ne dahil edilmiştir. (Kaynak: Vikipedia Çatalhöyük)

Daha fazla bilgi ve araştırmaların güncel durumları için ziyaret edebilirsiniz: http://www.catalhoyuk.com/

Ben de en son ilkokul 4.sınıftayken gittiğim Çatalhöyük’e gitmek için planımı 3 arkadaşımla beraber yaptım. Nasıl gideceğimi, ne kadar kalacağımı, neler yapacağımı planladım. Gezeceğim en güzel yerlerden biri olacağını ümit ediyordum tabii ki ama ne kadar güzel geçebileceğinden henüz haberdar değildim.

Çatalhöyük Ulaşım

Öncelikle her ne kadar Çatalhöyük Konya’da diyorsak da bakmayın siz, Çatalhöyük Konya’nın Çumra ilçesine bağlı ve yerleşim yerlerine biraz uzak kalıyor. 

Şehir merkezindeyken gördüğüm “Çatalhöyük” başlıklı belediye otobüsünün beni oraya götüreceğini düşünmem ufak bir yanılgı oldu benim için. Gerçi otobüs şoförünün “evet gider” demesinin de etkisi var tabii biraz.

Alaaddin otobüs duraklarından (Konyalılar arasında Teksas durakları olarak bilinir. Öyle denmesinin sebebi ise daha önce orda bulunan bir gazinonun ismi olması. Bu yargıyı değiştirmek için çok uğraşılsa da asıl Konyalılar burayı hala Teksas olarak biliyor.) bindiğim 26 Numara Karaman Yolu – Çatalhüyük belediye otobüsünde Çatalhöyük’e yaklaşmayı iple çekerken, elimdeki haritada çok da yaklaşamadığımı fark etmem günün ilk şaşkınlığı olmuştu.

Belediye otobüsü, son durağı olan Kaşınhanı Beldesi’nde beni bırakınca ne yapmam gerektiğini sordum, yolun karşısından Çumra otobüslerine binerek Çumra’ya gitmemi, ordan da bulabilirsem başka bir vasıtayla ancak Çatalhöyük’e ulaşabileceğimi söyledi. Otobüsün geçtiği Çatalhöyük ise Konya içerisinde bulunan bir mahalleymiş ve benim gitmeyi planladığım yerle uzaktan yakından ilgisi yokmuş

Şehirler arası otobüslerin yol üzerinden yolcu almayacağını düşünerek ve biraz da onlara dil dökmek istemediğim için, gezginlerin bazen en çok işine yarayan yöntemi seçmeye karar verdim: Otostop.

İlk duran araçla Çumra ilçesinin merkezine kadar gittim. Kendileri balık tutmaya giden 2 arkadaştı. Çatalhöyük’e gitmeyi düşünüyorum deyince, herkesin verdiği tepkinin biraz da kibar bir teklifle karışık olanını söylediler: ”Ya orası dağ taş, nöreceksin (Konya şivesiyle ne yapacaksınız) orda, balık tutmaya gidiyoruz biz, sen de bizimle gel istersen”. Her ne kadar yeşil doğa, temiz hava ve balık çekici gelse de kararlıydım Çatalhöyük’e gitmeliydim.

Çumra merkezdeydim ve beni tarihi yerleşkeye götürecek başka bir araca daha ihtiyacım vardı çünkü herhangi bir ulaşım aracı konulmamıştı 9bin yıllık tarihi olan bu yere gidilebilmesi için. Herhangi birine sorabilmek için köyün kahvehanesine doğru yaklaştım, ufak kamyonetiyle evine doğru gittiğini düşündüğüm Ömer Ali amcayla karşılaştım. Nasıl gidebileceğimi sormaya bırakmadan “Gel ben seni götüreyim” dedi ve biraz bozuk, biraz düzgün yollarda ilerlemeye başladık.

Ben 9bin yıllık tarihi olan bir yere gitmeyi planlıyordum ama yol maceram bana adeta zaman yolculuğu yaptırıyordu. Bir yandan şehri, bir yandan köyün müthiş sessizliğini, insanlarının sevecenliğini gösteriyordu.

Yolda giderken Ömer Ali Amca’nın bir yerlere uğramasını bekledim ve nihayet Çatalhöyük artık 2-3 adım uzaklıktaydı. Binlerce yıl öncesindeki insanların oralarda neler yaşamış olabileceğini düşündükçe içim kıpır kıpır oluyor, yaşadıkları yerleri görmek için can atıyordum.

Kapıda danışmanın karşılamasıyla başladı Çatalhöyük kazı alanına olan gezim. Nerden başlamam, ne şekilde devam etmem gerektiğini anlattı ve belirlenen yollardan dışarı çıkmamamı söyledi. Referansım Ömer Ali Amcaydı, her yerde gayet iyi karşılanıyordum.

Çatalhöyük Yerleşkesi

Kazı çalışmaları yaklaşık 50 yıldan fazla bir süredir devam ediyormuş. Benim gittiğim zaman aralığında herhangi bir çalışma yoktu ve her tarafı gezebiliyordunuz. Şubat 2017 itibariyle, bazı alanlar kapatılmış ve randevu alınarak girilebilmesi şartı konulmuş. Gitmeden önce arayıp kesin bilgi alınmasında fayda var.

Doğu ve Batı Yerleşkesi olarak iki farklı kazı alanı var. Girişte ufak ufak evler, kullandıkları eşyalar ve bazı hayvanların kalıntılarıyla karşılaşacaksınız. Daha sonra müze haline getirilmiş bölümde, kazılardan çıkarılmış olan bazı eski çağlara ait eşyalar, deneylerle ilgili bazı posterler ve yazılar bulacaksınız. Çatalhöyük’ün tarihiyle ilgili bir sürü bilgiye ulaşacağınız bu bölümü iyice inceleyin, tarihin ne kadar uzun bir süreç olduğuna şahit olacaksınız.

Bunları geçtiniz, artık 9bin yıl önce insanların yaşamış olduğu şehri (bize göre belki bir apartman büyüklüğünde bile değil) görmeye geldi sıra. Önce Doğu Yerleşkesini, sonra Batı Yerleşkesini gezdim. En çok şaşırdığım konulardan biri, o zamanlardaki insanlar evlerini bizim şu an yaptığımız gibi yerin üstüne doğru değil de, altına doğru inşa etmeleri. Kendilerini koruma güdüsüyle yaptıklarıyla düşünülen bu durumu, evlerinin içine koydukları merdivenlerden anlamak mümkün. Kendileri içeri girdikten sonra merdiveni de düşmanları girmesin diye yanlarına almaları ilginç gelmişti. Tabii bu da düşünülen her yargı gibi yoruma açık.

Bu arada müzeye ve kazı alanına giriş ücretsiz. Etrafında Çatalhöyük Cafe isimli yalnızca bir kafe var. Yorgun düşerseniz ordan bir şeyler yiyebilirsiniz. Ben giderken yanımda atıştırmalık bir şeyler götürdüğüm için aynı kafede oturup onları yedim, çayımı da ordan içtim.

Çumra

Yaklaşık 4 saat süren Çatalhöyük gezimi bitirdikten sonra Ömer Ali Amcamdan beni Çumra Otogarı’na bırakmasını rica ettim, kendisine nasıl teşekkür edeceğimi düşünürken o bana aldığı abur cuburu vermeye çalışıyordu hala. Vedalaştık, her şey için çokça teşekkür ettim. Bir gezimin daha bana yeni insanlar katması mutluluğuyla Çumra Otogarı’na girdim. Hemen yarım saat sonra olan otobüs için 5 TL karşılığında biletimi aldım ve otobüsümü beklemeye başladım.

Çumra Konya’nın bir ilçesi. İsminin geldiği yerle ilgili değişik bir hikayeye sahip. Mısır Seferi’ne giderken Yavuz Sultan Selim’in buradan geçtiği, Çumra o zamanlar bataklık bir yer olduğu için askerlerine “paçalarınızı çemreleyin” emri verdiği söylenmekte. Çemre kelimesi zamanla değişerek Çumra olmuş.

Güzel şirin bir ilçe. Fazla gezmeye fırsat bulamasam da Çumralıların memleketlerine aşırı bağlı olduğunu, dünyadaki en güzel yerin Çumra olduğunu düşündüklerini öğrendim. Tabii ki genel olarak herkes için öyledir aslında

Çatalhöyük gezim böylece bitmiş oldu, söylemek/sormak istediğiniz her şey için yorum bırakmayı unutmayın !

 

Gülbin Demir

Yurt dışına çıkmanın zor olmadığını iddia eden, 27 ülke gezmiş, binlerce insanla tanışmış, birbirinden farklı onlarca kültürü kıyaslayabilme imkanı bulmuş, öğrendiği her bilgiyi herkesle paylaşmayı seven bir mühendis.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir