Mühendislik Okurken Mutlaka Yapılması Gereken 10 Şey

Ülkemiz şartlarında mühendisliği kazanmak artık çok kolay hale geldi hepimiz farkındayız. Üniversiteden üniversiteye değişmesiyle beraber, okuması çok da kolay olmayan mühendislik bölümlerinden mezun olduğunuzda size faydası olacak 10 şeyi sıralamak istedim.

Ben mezun oldum, hepsinin gerekliliğini tek tek tecrübe ettim. Siz etmeyin, yapın, mezun olunca diğer mühendis arkadaşlarınızdan 10 adım önde olun.

Yazacaklarım tamamen benim kişisel tecrübelerimden yola çıkarak yararlı olduğuna karar verdiğim maddeler. Sadece mühendislik için değil, bütün bölümler için aynı maddeler geçerli olabilir bilmiyorum. Ben mühendislik okudum, diğer bölümlerden arkadaşlar da eklemek istediklerini yorumlarda belirtebilirler 🙂


1. Yabancı Dil Öğrenin

Hiç kuşkusuz her listenin en başına gelebilecek ve hala 2018 yılında olmamıza rağmen, ülkemizde bir türlü öğrenimini yaygınlaştıramadığımız yegane şey yabancı dil öğrenmek.

Mühendislik okuyorsanız, mühendisseniz, mühendis olmak istiyorsanız yolunuz mutlaka ingilizce, almanca ya da bölümünüzde işinize yarayacak yabancı dil varsa onu öğrenmekten geçecek.

İngilizce öğrenmeyen kaldı mı ya? diye sorulan kurumsal firmalarda, yüksek lisansınızla ilgili yaptığınız araştırmalarda veya yurt dışında katılacağınız herhangi bir etkinlik/gezide mutlaka ingilizce konuşmak zorunda kalacaksınız. Ya ben öğrenmek istemiyorum ama diyorsanız, Konya veya diğer şehirlerimizin güzide özel sektörlerinde, nadide tecrübeler sizi bekliyor olacak.

İngilizceyi zaten öğreneceksiniz, ders için veya başka bir amaçla. Zorunlu veya gönüllü. Ben size ingilizce öğrenin demiyorum, dediğim gibi zaten şu an herkesin ingilizce bildiği veya bilmek zorunda olduğu düşünülüyor. Sizin onlardan farkınız ne olacak diye düşünün ve üniversitedeyken başka bir yabancı dil öğrenmeye başlayın. Sadece selamlaşma ve basit cümleler kurmak olsa bile. Çünkü ben üniversitedeyken hep şöyle düşünürdüm: “Hiç kimse bilmiyorsa, benim ‘biraz bildiğim’ şey değerli olacaktır.”

Konyamızda Komek gibi güzel bir oluşum var hepiniz biliyorsunuzdur. (Kursa yazılıp ilk haftadan sonra derslere uğramayanları konu dışında tutuyorum. Teessüflerimi de bildiriyorum ayrıca.)

Ben üniversitedeyken almanca kursuna yazılmıştım, ilk hafta 50-60 kişinin olduğu sınıfta, son hafta 5 kişi sertifika alabilmiştik. Amacın sertifika olmadığının farkında olan 5 kişi. Özel ders alır gibi her hafta biz 5 kişi mutlaka o derse gider, genç ve ilgili hocamızın her anlattığını öğrenirdik. Hadi almanca özel kurs almaya çalışın bakalım, gözünüzün önünden Eurolar geçmeye başladı di mi 🙂 Fırsatlarınızı iyi kullanın.

Yabancı dil konusunda söylenecek çok fazla şey var biliyorum. Bununla ilgili başlıkların hepsini zamanla tamamlayacağım.

2. Bilgisayarı ve Bilgisayar Programlarını Öğrenin

Eminim bilgisayar kullanmayı biliyorsunuz evet. Facebook, instagram, twitter veya haber sitelerine girip çıkmayı başarabiliyorsunuz evet. Gerçi artık her şey telefondan da kullanılabiliyordu pardon. Belki bilgisayardan instagram.com sayfasına girmeyi dahi bilmiyorsunuzdur. Gülmeyin, üniversite mezunu olduğu halde mail göndermeyi veya gelen maili iletmeyi bilmeyen insanlar tanıdım. Aslında gülün ya, bu eğitim sisteminin yanlışı değil çünkü. Eğitim sistemini kötüleyerek kendini bahaneler arkasına saklayabilenlerin hatası.

Bırakın bir şeyleri kötülemeyi, eleştirmeyi. Değiştirebiliyorsanız değiştirin, değişmiyorsa işinize yarayacak çözümler bulun. Bunu sadece üniversite hayatı için değil, bütün hayatınız boyunca işinize yarayacaklar listesine koyuyorum.

Bilgisayar, laptop, tablet ve akıllı telefonlar. Mühendisin anlamını açıklamayacağım, mühendis olarak bunlara uzak olmanız beklenemez. Bilgisayarın temel konularını öğrenin. Çok iyi olduğunuz birkaç program olsun mutlaka. CV’nizde bilgisayar bilgileri kısmında sadece office yazmasın.

İşe alımda da görev yaptığım zamanlar oldu, inanın en çok zorlandığım mülakatlar bilgisayar bilgisi olmayan adaylarla yaptığım mülakatlardı. Çünkü mühendis olarak o şirketin en önemli elemanlarından olacaksınız, size öğretmek istedikleri onlarca şey olacak. Bilmeniz önemli değil, size öğretebilmeyi isteyecekler. Ben bilgisayar bilmeyen birine bilgisayar öğretmek istemem açıkçası. Ama bilgisayar konusunda iyi olan birine Autocad de öğretebilirim, Solid de, Photoshop da.

Kendi mesleğiniz açısından önemli olan programları öğrenmeye çalışın. Tam anlamıyla öğrenmek için yeterli vaktiniz olmayabilir belki ama en azından programların adı, ne işe yaradıkları hakkında az çok bilginiz olsun. Bazen bir programın adını biliyor olmanız bile sizi kaç adım öne geçirecek tahmin bile edemezsiniz.

3. Mesleğinizde Önemli Kişilerle Tanışın – Staj Yapın – Gönüllü Çalışın

Üniversitede bir hocamız şöyle demişti: “Üniversite size her şeyi öğretemez, size ihtiyacınız olanları nasıl öğrenebileceğinizi öğretir.”

Peki sizce üniversite size ne kadar şey öğretiyor?

Size bir sır vereyim mi, umarım hocalarım da yazdıklarımı okuyordur, onları çok seviyorum buna kesinlikle bir şey diyemem ama üniversiteye dair aklımda kalan tek bir teknik bilgi yok şu an hayatımda kullanabildiğim. Temel işlem, ısı kütle transferi, akışkanlar mekaniği hatta termodinamik dersi bile aldım 4 sene içerisinde. Teknik resim ne alakaydı hala anlam veremiyorum mesela.

Peki nasıl çalıştım yurt dışında kurumsal bir firmada? Çok basit. Teoride değil, pratikte öğrendim. Temel işlemde makinenin çalışma prensibinin çok uzun olan yabancı latince fransızca ispanyolca karışık ismini sınavda yazamam belki ama o makineyi tamir edebilecek bilgiye ve tecrübeye sahibim şu an.

Çünkü sanayiide, elimde tornavidayla, ustaların yanında bir şeyler öğrenebilmek adına gece gündüz dolaştım. Staj yapmak için onlarca farklı fabrika seçtim. Her birinden milyonlarca şey öğrendim. Zor değil miydi? Zordu. Öldürdü mü? Öldürmedi.

Eğer mezun olduğunuzda, geriye dönüp “keşke okurken bir yerlerde çalışsaydım da birilerini tanısaydım” demek istemiyorsanız, mutlaka ama mutlaka mesleğinizle ilgili kişileri araştırın. Onlara ulaşmaya çalışın. Yaşamayı planladığınız şehirdeki çalışma şartlarını inceleyin, iş ilanlarına bakın, hatta iş ilanlarına başvurun gerekirse. Gidip o işletmeyi görün, o patronla tanışın. Mesleğinizle ilgili önemli kişilerin seminerlerine, toplantılarına katılın. Toplantı sonrası onlara soru sormaya çalışın, konuşun, sohbet edin.

Attığınız her adım size bir şey getirecek bunu hiç unutmayın. Gelen şey iyi de olabilir kötü de. Moralinizi bozmayın. Çünkü gün bittiğinde eğer moraliniz bozuksa, gün içerisinde yaptığınız hiçbir şey amacına ulaşmamış olacaktır.

4. Erasmus Yapın

Ben bunu genelde yurt dışına çıkın olarak söylemek istiyorum. Çünkü artık Erasmus da herkesin yaptığı sıradan bir etkinlik halini almaya başladı. Ama sıradanlaşması sizin yapmayacağınız anlamına gelmesin kesinlikle. Biliyorsunuz ki, hedefimiz herkeste olan şeylere zaten sahip olup, onları artırarak yolumuza devam etmek.

Hem yabancı dil öğrenmek, hem yeni bir kültürle tanışmak, hem yurt dışı serüvenleri size kendinizi iyi hissettirecek, özgüveninizi de yükseltecek aktivitelerdir.

Yurt dışı ile ilgili çok ayrıntılı yazılarım var, o yüzden burada çok ayrıntıya girmeyeceğim ama üniversitede yapılması gereken en önemli şeylerden biri kesinlikle yurt dışına çıkmak diyebilirim.

5. Gönüllülük ve Sosyal Sorumluluk Projelerine Katılın

Üniversitenin olmazsa olmazı diyebileceğim en önemli şeylerden biri de, üniversite topluluklarına, sosyal sorumluluk konusunda çalışan dernek veya vakıfların etkinliklerine katılmak, onlarda gönüllü olarak görev almaktır. Size katacağı şeyleri buraya yazarak anlatmakla bitiremem belki. Mühendis demek, insanların sorunlarına çözüm bulabilen insan demekti di mi.

Peki bu sadece teknik anlamda mı olmalı?

Bence hayır.

Mühendis gibi düşünmek diye bir terim var ya hani, pratik çözümlerle insanların hayatlarını kolaylaştırmak gibi anlamlara geliyor. İşte gönüllülük yaptığınız topluluklarda bu özelliğinizi öyle geliştiriyorsunuz ki.

Mesela TOG ile düzenlediğimiz, Dilek Ağacı etkinliğinde bize verilen bütçe ile kartondan yaptığımız ağaç, bence bugüne kadar yaptığımız en mühendislik harikası şeydi. Mükemmel miydi, hayır. En güzel dilek ağacı mıydı, hayır. Ama elimizde olanlar ile ihtiyacımızı görecek pratik bir şey üreterek aslında mühendisliğin temelini anlamış olmuştuk.

Bunu sadece mühendislik anlamında değil, insanlara yardım edebilme konusunda düşündüğünüzde ise size en iyi gelebilecek şeyi yapmış oluyorsunuz bir nevi. Vicdani rahatlama. Düşünün, bir şeye sahipsiniz ve onu başka insanlara yardım edebilmek için kullanıyorsunuz. Bundan daha mükemmel bir şey olamaz.

Bu topluluklar sadece gönüllülük üzerine olmak zorunda değil tabii. Tiyatro, müzik, spor üzerine de topluluklara mutlaka katılın. Size her yönden faydası olacak bir sosyal alan ve birikim çevresi sunacaklar. Sevdiğiniz şeyleri bulun, sadece mesleğinize odaklanmayın. Anne sesi yankılandı beynimde birden “okulunu bitir de, ne yapacaksın tiyatroyu, sana ne müzikten, spordan” Bir mühendis beyni asla tek bir şeyle yetinmez arkadaşlar, bunu unutmayın. Siz yetinmesine izin verirseniz ayıp etmiş olursunuz. Dünyayı bir sürü güzel projeden mahrum etmiş olursunuz belki de. Tabii ki okulunuzu bitirin, mesleğinizi kazanın. Ama bunu zaten yapmak zorundasınız. Herkes zorunda.

Önceden de dediğimiz gibi, zorunlu olan şeyleri zaten yapacaksınız. Sizin hayattaki göreviniz, kendinize fazladan şeyler katmak olsun.

6. Sosyal Medya Kanallarını Lehinize Kullanın

Günümüzde her şey teknoloji. Her şey sosyal, her şey kolaylıkla ulaşılabilir durumda.

Siz bunları ne ölçüde faydalı kullanıyorsunuz?

Her şeye kendini kapatıp, sadece ders çalışan ekiptenseniz, gözünüzü açtığınızda kendinizi Jetgiller dünyasında bulacaksınız. Ve her şey için çok geç olacak.

Her şeye kendini kaptırıp, hiçbir şeyle alakası olmayan ekiptenseniz ise siz de gözünüzü açtığınızda kendinizi karmakarışık bir iş dünyasında bulacaksınız.

Hadi biz ikisinin de ortasında bir yerlerde olalım olur mu? Her şeyi ayarında kullanıp, kendimize zarar vermeyecek düzeyde faydalanalım. Zaten her şeyin fazlası zarar değil mi? Bu da öyle. Gece gündüz instagram fotoğrafı atan kişilerden de olmayalım, hiç sosyal medyayla alakası olmayan kişilerden de.

Çünkü dediğimiz gibi, günümüz artık böyle haberleşiyor. İş dünyası da böyle haberleşiyor, sanat camiası da. Bazen Şeyma Subaşı ile Acun Ilıcalı’nın boşandığını da bilmeniz gerekebilir herkesi konuşturuyorsa. Ama günün her saati bunu okumak zorunda değilsiniz mesela.


Özellikle Linkedin gibi profesyonel iş adamlarının, şirketlerin bulunduğu platformlarda düzgün bir profil oluşturun. Merak ettiğiniz kişilere yazın, paylaştıkları şeylerle ilgili fikir sunun ya da onları üniversitenize davet edin. Öğrenci olduğunuz sürece herkese her şeyi sorma hakkınız var unutmayın 🙂 Öğrenici iseniz, öğretici olmak isteyen çok olacaktır.

Gelişmeleri takip edin, şirketlerin farklı ürünlerine yorum bırakın, kendi alanınızla ilgili yaptığınız çalışmaları anlatın.

7. İnsanları Dinleyin

“Üniversitede dinleyelim de sonra dinlemeyelim mi” mi dediniz? Hayır canım, her zaman dinleyin tabii ki ama en çok üniversitede dinleyin. Ama herkesi dinleyin. Kişi seçmeyin, din seçmeyin, cinsiyet seçmeyin, ülke seçmeyin, görünüş seçmeyin. Sadece dinleyin. O sizi dinlerse siz de anlatın. Bir gün farkedeceksiniz ki, o kadar farklı şekilde kendinizi geliştirmişsiniz ki.

İnsanlar ayrı ayrı dünyalardır. Bazen sabah kalkıp tramvaya biniyorsunuz ve kimseye günaydın demiyorsunuz, bazen yanınıza oturan biri size günaydın diyor ve hayatınızda öğrenebileceğiniz en güzel bilgileri alıyorsunuz. Hayattaki fırsatlar ne zaman karşınıza çıkar belli olmuyor biliyor musunuz? Yeniliklere açık olmak, insanlara karşı kabul edici olmak hayatınızı olumlu yönde etkileyecektir.

Üniversite bir geçiş dönemi bir yerde bakıldığında, okuduğunuz meslekleri bir ömür boyu yapacağınızı düşünerek o derslerin hepsinin altında eziliyorsunuz biliyorum. Anlıyorum da. Ülkemizin üniversitelerinde okuyan arkadaşlarımızın çoğunun istemediği bir bölümde okuduğunu hesaba katarsak, kendilerini bulmaları için güzel bir geçiş dönemi aslında. Belki elektrik elektronik mühendisliği okurken, sanata olan ilgisiyle hayatının geri kalanını bir atölyede geçirmek isteyen insanlar olacaktır. Bunu ertelemeyin diyorum sadece, erken farkedin. Hayatınızı erken farketmiş olursunuz. Daha fazla mutlu olarak yaşarsınız.

8. Organizasyon Düzenleyin

Her üniversiteli gencin yapması gereken bir şey diye düşünüyorum ben bunu. İş hayatında karşılaşacağınız hemen hemen her şeyi tecrübe edebileceğiniz bir olay. Sorumluluk alın, bir şeyler başarmaya çalışın, insanları memnun etmeye çalışın, hepsinin memnun olamayacağını anlayıp inatçı olanları ikna etmeye çalışın, pazarlayın, sponsor arayın, pazarlık yapın, yorulun, çabalayın ve sonunda sizin yaptığınız bir şey olduğunu farkedip kendinizle gurur duyun.

Buyrun, minyatür bir iş hayatı ve sosyal hayat.

9. Gezin

Evet geldik benim en sevdiğim kısma. Gezmek. Gezin demek istiyorum şimdi ama alacağım cevapları düşündükçe moralim bozuldu birden.

“Ama param yok”

“Annem izin vermez”

Vaktim yok, çok yoğunum”

“Derslerime çalışamıyorum”

“Otobüsle o kadar yol çekilir mi”

“Ay ben o soğukta donarım”

“Ay ben o sıcakta yanarım”

“Ya katiller beni yakalarsa ve böbreğimi satarlarsa”

“Tek başıma gidemem ki”

Yazarken bir kez daha moralim bozuldu. Neden ülkece sürekli bahane üretmeye çok meraklıyız bilmiyorum. Sanırım küçüklüğümüzden bu yana, bize çoğu şeyin imkansız olduğunu aşılamalarından kaynaklanıyor. Her şey zor, her şey imkansız sanki herkesin gözünde. Yapmayın. Her şey mümkündür bu dünyada. Bunu aklınızdan çıkarmayın.

Gezmek için de her zaman paranızın, vaktinizin ya da her şeyin mükemmel olmasını beklemeyin.

Side-Antalya

Bazen günübirlik bir gezi bile size çok şey katabilir. Gezmek insana en fazla şey öğreten etkinliklerden biri. Öğrenciyken gezdiğiniz yerler öyle tatlı, öyle güzel anılar olarak kalacak ki hayatınızda. Belki sonrasında vakit bulamayacaksınız, belki bulsanız bile çok da rahat olamayacaksınız. Öğrencilikten sonra başınız dertten tasadan kurtulmuyor malum 🙂

Gezin, eğlenin, öğrenin. En çok da yaşayın. Anı yaşayın. Anda kalın.

10. Hobi Edinin

Dersler ve mesleğiniz dışında bir hobi edinmek, size en iyi gelecek şeylerin başında geliyor. Teknik konulardan sıkıldığınızda, biraz rahatlamak isteyeceksiniz. Eğer yapabileceğiniz farklı bir aktiviteniz yoksa, o bilgilerin içinde boğulacaksınız.

Mesela, benim en büyük hobim seyahat etmek, gezmek, ülkeler hakkında araştırma yapmaktır. Boş zamanlarımda açıp bilet baktığım zamanları çok iyi bilirim, hala 🙂 Makinelerden, insanlardan, üretimlerden sıkıldığımda, bir trene veya otobüse atlayıp bir yere gidip gelmek beni her zaman rahatlattı.

Çıkış yolunuzun olduğunu bilmek, güven veriyor. Zorunluluk o kadar acımasız bir kelime ki. “Mecburum buna” diye düşündüğünüz an, o meslek size işkence olacaktır. Sevdiğiniz ve sevmediğiniz şeylerin farkına varın. Kendinizi tanıyın, kendinizi tanıtın.


Benim mühendislik okurken yapmanız gerekenler hakkında söylemek istediklerim bu kadar. En başta da söylediğim gibi, bunların her birini tek tek tecrübe ettim. Bana faydalarını fazlasıyla gördüm.

Kendini bilen, sevdiği şeylerin farkında biri olarak bu yazıyı yazıyor olmam beni o kadar mutlu ediyor ki. Üniversitedeki karmaşadan, hayat sorgulamasından ve gelecek kaygısından kurtulduğum için çok seviniyorum.

Umarım siz de en güzel şekilde, üniversiteyi bitirir ve hayatınıza dilediğiniz gibi şekil verirsiniz. Katıldığınız veya katılmadığınız maddeleri lütfen benimle de paylaşın. Kendim hakkımda yorum yapabilmemi sağlayın 🙂

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir