Hakkımda

London Tower Bridge

Ben kimim? Benim hakkımda ne biliyorsun, ne bilmelisin ya da şu an bu sayfayı neden okuduğunu mu sorguluyorsun bilmiyorum ama kendimi tanıtmadan önce bu blogu neden yazdığımla ilgili bilgi vermek istiyorum.

Gezi Günlüğüm’ü Neden Tutuyorum?

Yıllardır hayatıma uyguladığım çok güzel bir Martin Luther King sözü vardır, belki biliyorsundur;

“Life’s most persistent and urgent question is, ‘What are you doing for others?'”

Yani başkası diyor. Kendin değil. Başkaları. Başkaları için. Hayat aslında kendimiz için değil de başkaları için neler yaptığımızdan ibaret bana göre. O yüzden de hayatımı her zaman insanlar için faydalı bir şeyler yapmak için geçiriyorum.

Bu yazıyı okuyorsan umarım senin için de faydalı olabilecek bir şeyler yazmışımdır sitemin herhangi bir yerinde. Kısa hayatımda yaşadığım/tecrübe ettiğim birçok anımı paylaşıyor olacağım ki sen de aynı yollardan geçerken genç, mühendis, öğrenci, kadın, işveren, çalışan, gönüllü, stajyer ya da belli bir zaman dilimi taşımış olduğum sıfatlardan hangisine uyuyorsan kendin için uygun bir şeyler bulabilesin. Ya da sadece ilgini çektiği için de okuyabilirsin tabii ki.

Yazılarımın hepsini bulamayabilirsin şu an çünkü henüz hepsini anlatacak kadar vaktim olmadı. Ama elimden geldiğince hepsini eklemeye çalışacağım. Ve böylece yurt dışında yaşamamdan, öğrendiğim yabancı dillerle ilgili ayrıntılara, okuduğum bölüm hakkındaki bilgilerden, gezdiğim her yere ait bütün güzel hikayeleri burada bulabileceksin. Kim bilir belki ilk kez yurt dışına çıktığında benim yaşadığım bir olayın aynısını bile yaşayabilirsin. Benim ne tepki verdiğimi merak etmedin mi?

Ben Kimim?

Ben Gülbin. Mardin’de doğdum, Konya’da büyüdüm. Üniversite de dahil bütün eğitim-öğretim hayatım Konya’da geçti, öğrenciyken hiç sevmediğim Konya‘yı şu an yaşanacak en güzel şehirlerden biri bulduğum kaçınılmaz bir gerçek 🙂 En büyük hayalim Genetik Mühendisi olmakken, kendimi Gıda Mühendisliği okurken buldum. (Eğitim sistemimizin açıklarını benden daha iyi biliyorsundur.)

Aslında düşününce en büyük hayalim Genetik Mühendisi olmak da değilmiş diyebildim, daha sonraki yıllarımda. En büyük hayallerim, dünyanın her tarafını görebilmek, öğrenebildiğim kadar dil öğrenebilmek, yardım edebileceğim kadar insana yardım edebilmekmiş, bunu yaşadıkça öğrendim.

Selçuk Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü’nü bitirdim, Besin Hijyeni ve Teknolojisi alanında yüksek lisansımı sürdürüyorum, ayrıca Açık Öğretim’den Turizm ve mezun olduktan sonra YGS’ye yeniden merak saldığım sene kazandığım Odyometri(ne alaka olduğunu ben de bilmiyorum) bölümlerini de lisans düzeyinde devam ettiriyorum. 30 yaşıma gelmeden yapacaklarım arasında okuduğum bütün bölümleri tamamlamak var aslında ama seyahat benim için daha büyük bir tutku olduğu için 4-5 sene içerisinde hepsinden mezun olabileceğimi sanmıyorum 🙂

Üniversiteyi bitirdikten sonraki planlarım arasındaki en büyük hedefim yurt dışında mesleğimle alakalı bir işe girmekti. Bunu gerçekleştirdim, hem de büyük bir çikolata fabrikasında işe başlayarak. Fransa, Hollanda, İsviçre ve İngiltere’deki fabrikalarında bulundum. Belki de hayatımın en rahat ve en heyecanlı dönemini yaşadım kurumsal bir firmada beyaz yakalı olarak çalışırken. (Bu dönemimdeki en büyük yardımcım, canım, destekçim, kanser dolayısıyla aramızdan ayrılan Cihan Bayındırlı, her zaman hayatımdaki en özel insanlardan biri olmaya devam edecektir.)

Ama hepimizin bildiği bir şey var ki, rahat insanı her zaman sıkar. Sıkmaktan ziyade yeni yerler, yeni insanlar arayışına davet eder. Ben de böyle düşündüğüm bir dönemde, beni boğduğunu farkettiğim bir gün istifamı verip Türkiye’ye Konyamız’a geri döndüm.

Geri döndüğümde çalışabileceğim bir sürü küçük-büyük kurumsal şirketler, gıda veya dış kaynaklı firmalar vardı. Ama okuduğum Gıda Mühendisliği mesleğinden ziyade insanlarla ilişki halinde olabileceğim, beni mutlu edebileceğini düşündüğüm ve çalışırken zevk alacağım bir işi yapmaya karar verdim. Şu an yaptığım işler hakkında bilgi alabilmen için aşağıya linkler bırakıyorum. Herhangi biriyle alakalı sorun olursa her zaman yardımcı olmaya çalışacağım.

pasdanismanlik.com

pasmuhendislik.com

pasticaret.com

İlgi Alanlarım

En sevdiğim aktivitelerin başında, seyahat etmek geliyor elbette. Hani böyle nefes almak gibi düşünün. Nefes almaya ihtiyacım olduğu anlarda yapmayı deneyeceğim ilk şey her zaman seyahat etmektir. Bugüne kadar 30a yakın ülke gezdim ama en ince ayrıntısına kadar gezmekten bahsediyorum. Birkaç gün kaldığım ya da geçerken uğradığım ülkeler bu sayıya dahil değil kesinlikle çünkü görmek başkadır benim gözümde, yaşamak ve bilmek başka.

CV’me eklediğim gibi müzik dinlemek, kitap okumak, tiyatroya gitmek gibi şeyler de eklenebilir ilgi alanlarıma ama en çok yapmaktan hoşlandığım şeyleri sıralarsam;

  1. Sosyal sorumluluk projelerinde yer almak,
  2. Dizi izlemek (İzlediğim Yabancı Diziler),
  3. Müzik dinlemek (Spotify Listem),
  4. Yazı yazmak,
  5. Yemek yapmak,
  6. Mezarlık dolaşmak. (En sevdiğim aktivitelerden biridir bu da. Nereye gideceğimizin bilincinde olarak yaşamak etkileyici gelmiştir hep.)
Yer Aldığım Proje ve Etkinlikler

Yer aldığım projelerin her biriyle ilgili yazılar yazacağım ama en azından başlıklar şeklinde söylemem gerekirse, Avrupa Birliği Projeleri’nde fazlaca yer aldım. En sevdiklerim de her zaman onlardı açıkçası 🙂

Yurt dışında çalıştığım dönemde kabul aldığım WHO (Dünya Sağlık Örgütü) projelerinden benim yürüttüğüm beslenme ile ilgili olan projem henüz yayımlandı.

Erasmus’a hiç katılmadım. Çünkü Polonya’yla anlaşması olan bölümümden bir sınıf dolusu insanı aynı yurda gönderdiklerini bilmem beni biraz olumsuz etkilemişti, sonuçta zaten aynı sınıfta okuduğum insanları göreceksem neden Konya değil de Polonya’da olmalıyım ki?

Salto-Youth ve Erasmus + projeleriyle çokça yurt dışında bulundum.

Konya Gençlik Meclisi adına AB Gençlik Projesine katıldım. (Fotoğraflar için)

Kişisel gelişim konusunda projelerde yer aldım.

BBC için hazırladığım bir Türkçe haberle Hollanda yerel kanallarından birine röportaj verdim.

Portekiz’de EVS projesine katıldım. Burada çalıştığımız yerde yemek tarifleri içeren bir kitap yazılırken, yemeklerin kalorilerini hesapladım.

TOG‘un gerçekleştirmiş olduğu Gençlik Konseyi’ne katıldım.

Let’s Do It projesinde yer aldım. (Fotoğraf)

Zamanla bütün projelerim hakkında yazılar ekleyeceğim. Hepsine nerede, ne amaçla katıldığımı açıklayacağım ve bunların bana ne gibi faydaları oldu onlardan bahsedeceğim.

Hedeflerim

Böyle deyince çok iddialı geliyor kulağa aslında, hedeflerim var benim, açılın der gibi. Evet herkesin sahip olması gereken en önemli hayat belirtisi bu belki de. Hayatın için ulaşman gereken hedefler, okulu bitirince ulaşacağın hedefler, seni mutlu edecek hedefler, aileni mutlu edecek hedefler, ülkeni mutlu edecek hedefler, dünyayı mutlu edecek hedefler hatta.

Bir amaç uğruna olmadıkça göstereceğin çabaların ne kadar boş olduğunu zamanla anlayacaksın sen de zamanla inan bana. Belki genç bir kadın olarak daha hayatımın başındayım diye düşünüyorsun, neyi ne kadar anlamış olabilirim değil mi? Ama önemli olan niteliği olmalı yaşadığın hayatın, niceliği değil.

Düşün ki okuldan mezun olana kadar yüzlerce ders alıyorsun, vizesine finaline bütünlemesine hatta yaz okuluna gidiyorsun verebilmek için bazen. Peki hangi ders senin aklında sonsuza kadar kalıyor? Hangi ders sana öyle bir şey öğretiyor ki bunu hayatımın her alanında kullanmalıyım diyorsun? Kendim için cevaplayayım, hiçbiri. Okuduğum mühendislik dalına dair hiçbir dersin hiçbir ayrıntısını hatırlamıyorum, hatırlamak da istemiyorum çünkü onları öğrenirken herhangi bir amaç belirlemedim kendime. Amacım mezun olmaktı ve bu amaç bana onları öğrenmeyi değil sınavları geçebilmemin yeterli olacağını söylüyordu. Et ya da süt ile bir bilgi benim hayatımda yer etmeyecekti zaten.

Ama bir de düşün ki, her yıl sadece hayatının geri kalanını sürdürebilmek için kullanacağın bir ders almak istesen ve diğer hiçbir derse ihtiyacın olmayacağı için bütün vaktini, sabrını, azmini ve heyecanını bu derse versen. Sevsen, çalışsan ve sonunda hedefin olan hayata ulaşacağını bildiğin için de elinden gelenin fazlasıyla iyisini yapsan. Sence dersi AA dışında bir notla bitirmen mümkün olur mu? Elbette hayır. Çünkü o dersi geçtiğinde ulaşman gereken bir hedef, bir amacın var.

Bunu hayatımızın hangi alanına uygularsak uygulayalım sonuç değişmeyecek. Hedeflerimiz hayallerimizi, hayallerimiz için gösterdiğimiz çabalar ise hayatlarımızı belirleyecek.

Benim hayatım için en büyük hedeflerimden biri dünyada görmediğim bir yerin kalmaması. Bunu aslında seyahat etmek için istiyorum evet ama aynı zamanda kime nerede yardımcı olabilirim sorularımın karşılığını da alabilmek istiyorum aslında. Ve bu konuda çabalamak.

Örneğin, Pakistan’daki bir şehirde çocukların (ben çocuklar kısmına takıldım) aşırı derecede baharatlı yiyeceklerle besleniyor olmaları dikkatimi çekmişti, gelişme çağındaki çocuklarda gelişmeyi olumsuz yönde etkileyebileceği konusunda bilgim olduğu için araştırmalarıma başladım. Daha sonra WHO (Dünya Sağlık Örgütü) uzmanlarıyla konuştuğumda bilgilendirme adına bir şeyler yapılabileceği söylenmişti. Pakistan’a iş amacıyla gitmiştim evet ama bir insana bile iyiliğimin dokunabilmesi adına gözlemlerimi hiç bırakmadım.

Aslında yine en büyük hedefimin, başta da söylediğim gibi, bir şeye gücü yetmeyen insanlara benim gücümün yettiği kadar yardımcı olabilmek olduğuna varıyorum. Bir insanın mutluluğuna, gülümsemesine sebep olabilmek.

Aynı şeyi ailem için de istiyorum elbette. Hayattaki en önemli amaçlarımdan biri de ailemin mutluluğunu, huzurunu korumak. Benimle gurur duymalarını sağlamak. Birbirinden akıllı, yetenekli kardeşlerim ve beni her konuda eksiksiz yetiştiren annem/babam her zaman her şeyin en güzeline layık olacaklardır.

Diğer hedeflerimle ilgili de bir liste yapıp siteye ekleyeceğim. Hedeflerime ulaştıkça da onlarla ilgili yazımı seninle de paylaşacağım.

Yazılarımda olan/olabilecek imla hataları veya anlatım bozuklukları konusunda şimdiden özür dilerim, şu an bu yazıyı okurken neler hissettiğini ise mutlaka ama mutlaka benimle paylaş! Paylaştıkça çoğalırız, çoğaldıkça mutlu oluruz, mutlu oldukça da güzel işler başarırız!

Sevgilerimle,